Make your own free website on Tripod.com

 

 Hit Counter defa okundu

ŞİİR İÇİN ESKİZLER  2

muhsin şener

 

“wittgensteın, asıl büyülenme, etkilenme ve yanılsamanın yol açtığı  kafa karışıklığı ile ilgileniyordu” deniyor.[1]  ‘kafa karışıklığı’ kavramı, büyülenme, etkilenme ve yanılsama ile ilişkilendirilmiştir.  bu üç durumun  açık- seçik ve doğru düşünmeyi engellediği ileri sürülüyor.

büyülenme, “büyü gücüyle etki altına alınmak demektir”.[2] büyü ise şöyle tanımlanıyor: “tabiat kanunlarına aykırı sonuçlar elde etmek iddiasında olanların başvurdukları gizli işlem ve davranışlara  verilen genel ad, afsun, sihir; karşı durulmaz güçlü etki (mec.)” [3]. usun ve diyalektik  işlerliğin  egemen olması için böyle bir durumun  gerçekleşmemiş olması gerekmektedir.

 

etkilenme ve yanılsama kavramları  büyülenmenin gölgesinde kalmışlardır sanki. Etkilenme ve yanılsamanın  geçerli olduğu bir ortamda   us  değil  düşünsellik egemendir. düşünselliğin, “duyguların değişimi ve teslimiyeti”  ile oluştuğuna inanıyordu.[4] demek oluyor ki  düşünsellik  bir duygu değişimi ve  duygunun bir şeye/ bir şeylere  teslim olması ile gerçekleşebiliyor.  kafa karışıklığı da  bu duygu değişimi ile duygunun/ duyguların  bir şeye/ bir şeylere teslim olmasıyla  ortaya çıkıyor. giderek  duyguların değişimi ve bir şeye/ bir şeylere teslimiyeti,  düşünce üzerinde bir tür  zorlayıcı etki yapıyor. açıklıktan uzak  bir düşünce ortaya çıkıyor...

açıklıktan uzaklık, oluşma süreciyle ilişkilidir. bu oluşum, kesinliği reddediyor. kesin olmama/ olamama  sürecin iç yapısından geliyor.

 

“insan felsefeyi şiir yazar gibi yazmalı” diyen witt[5], felsefesinin  şiirle  nerede/nerelerde çakıştığına ve  kafa karışıklığı ile ilişkisine/ilişkilerine dikkat çekmektedir. onun felsefesi  kafa karışıklığını  ortadan kaldırmayı seçmiş bir felsefedir ve o nitemi  hem usla hem de  diyalektik işleyişle çakışır.

o felsefe şiirle  özdeştir.

bu özdeşlik, ikisinin de   yazılma biçiminden kaynaklanmaktadır.

bu yaklaşım biçimi ayrıntılarda  düşünüldüğünde bizi witt’ın “dille olan  mücadelesine”[6] götürüyor. Felsefesini  yapılandırması  dille olan mücadelesinii görünür yapıyor.

“dili kullanarak  anlama ve hissetme yetilerimizin  ufukları açılmaktadır. dili kullanarak kafa karışıklığımız yok olur” ; “ ...kulağımızı anlamsızlığa ve sesin  ve anlamın oyununu duymaya  alıştırmanın dilin insanların uygulamalarındaki  köklenmişliğini göstererek dili yeniden canlandırmanın yollarını aramak....”[7] tümceleri witt.’ın dil ile olan  mücadelesinin açıklanmasından başka bir şey değildir.

bu mücadelede kimi kavramlar dikkat çekiyor:

serbest çağrışım bu kavramlardan biri. Bir şeye bağlı olmayan, nedeni/ nedenleri bilinmeyen, bilinç dışında bulunan; herşeye ve herkese  açık bir tür çağrışım mantığı içinde düşünülen...bilimsel ölçülerle, mantıkla, diyalektikle ilişkisi hiç olmayan ‘olduğu gibi’, ‘doğduğu gibi’olan...kolay anlaşılamayan, kolay kavranamayan, şaşırtıcı....

sayılan nitemler şiiri çağrıştırııyor...

dilin böyle  bir alan içinde  ya da böyle bir alan oluşturacak biçimde  yapılanarak  şiiri kurması ya da oluşturması  sağlanabiliyor.

 

serbest çağrışımın, bilinç dışında yatan ve yeni çağrışımların oluşmasına neden olan ‘bastırılmışlığı’ getirdiğini söyleyebiliriz. ‘bastırılmışlık’, yeni bir kavramdır.  bastırılmış arzu  olarak adlandırabileceğimiz bu durum,  çağrışımların önünün tıkanmasına karşı yorumla getirilebilecek  bir tür çözüm sürecidir.

 

bir şişeye hapsolunmuş ve orada  vızıldayan bir sineğin  durumu gibi  bir şeydir bu.  bilinç dışında gelişen ve oluşan bu durumun  bastırılmış bir arzu olduğu  söylenebilir. çünkü nedenleri niçinleri bilinmemektedir. ancak ona en yakın olan  yer ya da ona en çok yaklaşımı gerçekleştirebilecek olan şey serbestlik mantığıdır.

 

dil, anlam yoluyla kafa karışıklığını ortadan kaldırırken serbest çağrışım mantığı içinde oluşmuş bir yapılanmayı  gerçekleştirerek  serbest  çağrışımın  ürünü olan  şiirin kurulmasını gerçekleştirmiş olmaktadır.

 

şimdi ortaya yeni bir sorun çıkıyor:

bastırılmış arzunun “neliği”dir bu...o“neliği” bize freudiyen, lacaniyen yaklaşımlar  anlatabileceklerdir/ aydınlatabileceklerdir.

 

anlama sağlığımızın   çevresinin zaman zaman deliliklerle  çevrili olduğunu söyleyen  düşünce,   bir yandan şiiri, öte yandan da  bastırılmış arzunun üstüne kurulan serbest çağrışımı  dayatıyor.

                                                                     ***                                                                                          

“felsefe, zekamızın, dilin araçları tarafından büyülenmesine  karşı verilen savaştır.[8]   

dil, zekayı büyüleyerek onun daha parlak, daha etkin ve daha değişik... görünmesine/algılanmasına yardım eder  ya da öyle olmasını gerçekleştirir.

felsefe ise, dilin yapmak istediği  bu değişim ve oluşumları engellemeye; zekayı olduğu gibi göstermeye ve  “o haliyle” algılanmasına yardım eder/ yardım etmeğe çalışır.

Şiir düşünür konuşurken onun felsefe ile olan bu karşılaşmaları hep anımsanmalı... 

                                                                                                                                                                    

 


[1]  John m.heaton, witgensteın ve psikanaliz, çev. gürol sözen, evrest y.,ist.2002

[2]   türkçe sözlük, tdk y.,ı.cilt, s.239

[3]   agy.,s.238

[4]   heaton.s.8

[5]   agy.,s.10

[6]   agy.,s.15

[7]   agy.,s. 20-21

[8] agy.s.37

 

 

ANA SAYFA    YORUM    GERİ

Bu sitedeki eserler yazarın izni olmadan herhangibir şekilde kopyalanamaz veya yayınlanamaz.

Yazıların her haklı saklıdır.