Make your own free website on Tripod.com

 

Hit Counter defa okundu

Yapısalcılık bağlamında

tahsin yücel

 

Tahsin yücel’in yapısalcılık[1] adını taşıyan bir yapıtı bulunuyor.  yapıtın onun sanatsal çalışmalarında önemli bir yeri olduğunu sanıyorum. Bu önem yapısalcı yöntemin  onun romanlarıyla öykülerinde geniş  ve rahat bir biçimde uygulama alanı bulmuş olmasından geliyor.

yapısalcılık yücel’in çalışmalarına ayrı bir renk ve değer ekliyor.

 

Yapıt,yapısalcılığın yönelimlerini şöyle sıralıyor:

 

1.      ele alınan nesnenin ‘kendi başına ve kendi kendisi için’ incelenmesi;

2.      nesnenin kendi öğeleri arasındaki bağıntılardan oluşan bir ‘dizge’ olarak ele alınması;

3.      söz konusu dizge içinde her zaman işlevi gözönünde bulundurma ve olguyu bağlı olduğu dizgeye dayandırma zorunluluğunun sonucu olarak, nesnenin artsüremlilik içinde değil, eşsüremlilik içinde ele alınması;

4.      bunun sonucu olarak,köken, gelişim, etkileşim vb. artsüremsel sorunlara ancak nesnenin elden geldiğince  eksiksiz bir çözümlemesi yapıldıktan sonra ve bunların da eşsüremsel olgular gibi dizgesel olarak ele alınmalarını sağlayacak yöntemler geliştirdiği ölçüde yer verilmesi;

5.       nesnenin ‘kendi başına ve kendi kendisi için’ incelenmesi sonucu olarak,doğaötesel değil, özdekçi bir yaklaşım biçiminde tanımlanması;

6.      bu yaklaşımın felsefesel, siyasal ya da sanatsal bir öğreti değil,tutarlı bir çözümleme yöntemi oluşuturmaya yönelmesi, dolayısiyle  erimcilikle hiçbir ilgisi bulunmaması....

 

bu temel yönelimlerin ortaya koyduğu ana özellik;

yapısal çalışmanın bir nesne üzerinde yapılması gerektiği;

o neseneye ilişkin özelliklerin bir dizgeye bağlanması;

nesneye özdekçi bir yaklaşım ile yaklaşılması;

tüm bunların bir çözümlemeye yönelmesi 

biçiminde özetlenebilir. bunun belirlenmesinde gerek vardır. çünkü yapısalcılığın ne olduğu ve ne olmadığı/olamayacağı bu kısa ne ki somut  belirlenimlerle  sırınlandırıılmış olacağından, artık o sınırların dışına çıkan her türlü çalışmanın yapısalcılıkla ilişki bulunmadığı söylenebilecektir.

 

yücel’in roman ve öykülerindeki tiplerin,  yapısalcılığın bu yönelimlerine olabildiği kadar uydurulmağa çalışıldığı görülmektedir.

ele alınan bir roman ya da hikaye kişisinin,  süreç içinde oluşması, içinde bulunduğu koşulların dayattığı gerçekliklerle  uyum halinde  olmaktadır. kahramanların karşılaştıkları sorunların çözümü de bu içinde oluştukları yapının getirdiği çözümlere dayandırılmaktadır.

 

örneğin yalan’da,  yalan söyleminin seçilmesi gerçekten önemlidir. yalan, insan yaşamının bir ayrılmazıdır öncelikle. ‘yalan söylemeyeceksin!’ diyen  inanç ve felsefelere karşın, “müeyyidesi” ile yaşarken karşılaşmayan toplumlarda  daha kolaylıkla bir tür yaşama aracı gibi kullanılmaktadır yalan. Onsuz bir yaşamı yürütmenin olası bulunmadığı çok bireysel durumlar vardır; karşılaşılmıştır. Bu, yalanın evrensel bir sölylem olduğunu da göstermektedir.

 

yücel, yapısalacılığın bir açıklama olmadığının, ancak bir açıklama yöntemi olduğunun altını çiziyor. Bu önemli bir belirlemedir. Çünkü yapısalcılığın bir tür açıklama demek olduğu doğrultusunda  tutumlar pek çoktur.

Oysa yapısalcılığı bir yöntem olarak benimsemek, ele alınan nesnenin daha doğru kavranmasını sağlamak demektir.

 

Yapıtta yapısalcılık, dilbilim/budunbilim ve göstergebilim açılarından ele alınmış bulunuyor. Bunun  nedenleri vardır.  yapısalcılığın en etkin  biçimde uygulandığı alanlar bu alanlardır.

Dilbilim, saussure’ün  yapısalcılığı ilk ve en geniş biçimiyle uyguladığı bir bilimsel alandır. Bir dilin, bir sözcüğün, bir sözcenin, bir tümcenin.....oluşumuyla bir nesnenin oluşumu ve ilişkilerini inceleyip ele alıyormuş gibi bir  yöntemle ele almak ve değerlendirimek çok doğal görünüyor. Bu incelemelerden çıkarılacak olan sonuçların özdeksel sonuçlar olması ve somut  veriler biçiminde ortaya çıkması gerekiyor.

 

Dilbilimi yapısalcı yöntem ile ele almak ve incelemek  kolay gibi görünüyor. Oysa budunbilimde örneğin nasıl uygulanabilecektir yapısalcılık?

Budunbilim, simgesel  anlamlara çok açık  bir alanadır. Örneğin, törenlerle ilgili toplumsal ve bireysel davranışların  birer gösterge olarak ele alınması ve okunması  saussure’den beri bilinen bir yöntemdir.  bir törenin simgesel olarak ortaya koyduğu ile o törene katılanların davranışları, işlevleri ve birbirleriyle olan ilişkileri de ayrıca simgesel anlamlar içermektedir. Bu anlamların her biri ayrı kimi söylemlerin oluşmasını gerçekleştirmektedirler. Demek ki söylemlerin böyle bir taban üzerinde durması söz konusudur ve onların da okunması mümkün hale gelmiştir.

 

Bir başka yandan konuya bakıldığında ekinsel durumun da başlı başına bir simgesel gösterege oluşturduğunu görüyoruz. Ekinsel durumun tüm alanlarındaki  ilişkileriyle durumlarının ayrı ayrı anlam ve öğrettiği gerçeklikler vardır.

 

Budunbilimin doğa/ekin ilişkisi üzerinde de ağıırlıkla durduğunu söylemeliyiz. Bu ilişkinin ele alınması sonucunda toplumsal birçok verinin sosyolojik sonuçlarıyla karaşılaşılabilecektir. Demek ki yapısal yöntem bu olanakları veriyor.

 

Ayrıca, göstergebilim’in yapısalcı bir yöntemle  çalışması  oldukça verimli bir yol olmuştur. göstergebilimin çok geniş ve derinlikli bir alan olduğu bilinmektedir. 

 

Özellikle dilbilim/budunbilim ve göstergebilim alanlarında  yapısalcı bir yöntemi benimseyerek çalışmanın, bir nesne üzerinde çalışılıyormuş  yöntemi ile sonuca ulaşmak anlamına gelediğini bir kez daha belirtmeliyiz. Yapısalcı yaklaşım,  nesnenin dış yapısı  ile olduğu kadar iç yapısıyla da ilişkili bir yöntemdir. Nesnenin salt dış yapısı,ilişkileri ve bu ilişkilerin oluşturduğu sonuçlar üzerinde durulmakla yetinilmeyip o nesnenin iç yapısı ile de ilgilenilmektedir. Bu ilgilenilme durumu, salt saptayım düzeyinde değil o saptayımdan sonra değiştirme ve dönüştürme düzeyinde de olacağından  önemli sonuçlar doğurabilmektedir.

Yapısalcılığın böyle  görülüp kavranması ve kullanılması gerekiyor.

 

Tahsin yücel, yapısalcılık adlı  yapıtıyla ayrıca, oldukça yeni bir yaklaşımı hemen hemen ilk kez  gündemimize taşımıştır. Bu yapıta gelinceye değin, berke vardar’ın 1974’de ‘yapısal eleştiride yeni bir atılım’; 1976’da yine b.vardar’ın ‘dilbilim I.’; murat Belge’nin  1977’de birikim’de ‘marxizm ve yapısalcılık’ başlıklı yazıları yayımlanmıştı.

Yapısalcılık  adlı yapıt, bu ürünler içinde derli toplu ve konuyu enine boyuna açıklayan ve değerlendiren bir yapıt olarak önemli bir işlev gerçekleştirmiştir.


 

[1] tahsin yücel,yapısalcılık, inceleme, ada yayınları,ist.

 

ANA SAYFA    YORUM     GERİ

Bu sitedeki eserler yazarın izni olmadan herhangibir şekilde kopyalanamaz veya yayınlanamaz.

Yazıların her haklı saklıdır.